top of page

yaşadığımız bütün küçük anlar

  • Yazarın fotoğrafı: azuressa
    azuressa
  • 21 Şub
  • 3 dakikada okunur

(Çünkü hisler hissedilmeyi bekler)


İzlediğiniz dizileri ya da filmleri, okuduğunuz kitapları düşünün. Sadece önemli şeylerin konuşulduğu anlar var içlerinde. Büyük bir kavga edilmiştir ve sadece bu anı gösterir, sonrasında karakterin ağladığı bir sahneyi daha verebilir ama bu sadece yaşananları daha derinden hissettirmek içindir. Belki bir sahne daha eklerler ama bütün bir günü anlatamazlar. O karakterin sabah çayını koyarken bile kendini boşlukta hissettiği gösterilmez. 

Hayatın arkada kalmış kısımları genelde konu olmaz. Çünkü izleyen kişi için bunların bir heyecanı yoktur. 

Küçüklüğümüzden beri maruz kaldığımız filmlerin falan bir etkisi mi bu bilmiyorum ama her anımda büyük duygular olacağını düşünüyordum. Bir şeye çok sevindiysem onun o büyük duygusunu uzun bir süre yaşamaya devam edeceğimi mesela.. aynı şekilde çok üzüldüğüm bir olay olduktan sonra da onu aynı şekilde yaşamaya devam edip hep etrafımda paylaşacak birilerini bulabileceğimi de düşünüyordum.

Ama gece yarısı uyanıp saatlerce uyanık kaldığınızda ve o duyguları paylaşacak kimse bulamadığınızda her dakikanın nasıl da uzadığını filmler anlatmıyor. Üstünden geçiyorlar, o anın var olduğunu gösteriyorlar ve gerçekten yaşadığınızda hissettiklerinizi bu küçük parçalarla kıyaslayamıyorsunuz.

Bazen çok üzüldüğünüz bir anın içinde kahkaha atmak isteyebilirsiniz, genelde bunu yaparsınız da ve çoğu kişi sizin nerede ne yapacağını bilmeyen bir dengesiz olduğunuzu düşünür. Yine de üzgün olduğunuz için kendinizi tutmazsınız çünkü tek bir gün bile aslında çok uzun ve aynı gün içinde birden fazla duygu yaşamanın normal olduğunu bilirsiniz.

Bazen filmlerin zaman algımı bozmasından çok bunalıyorum. Ben de o olayı yaşadıktan sonra yaşadığım günlerin birkaç kısa sahne içinde geçip gitmesini isterdim ama hepsini saniyesi saniyesine yaşamak zorundayız. 

Neden bir tabak daha tatlı yemek istediğinizi, konuşmalara odaklanamadığınızı, aynı konu etrafında döndüğünüzü kendinizin anladığı gibi kimse anlamayacak.

Buradan iki güzel sonuç çıkıyor. Hayatımız boyunca bizden bazı durumlar için bir açıklama duymaya hakkı olan yakın çevremiz dışında kimseye anlatmak zorunda olmadığımız şeylerimiz hep olacak. Ve onlar da bizi hep eksik tanıyacakları için hakkımızda söyleyecekleri o kadar da önemli olmayacak.

Diğer sonuç da, aynı şeyi bizim de kimseye yapamayacak olmamız. Çünkü kimsenin ne yaşadığını tam olarak anlayamayacağız. 

Hayatlarımızın çoğunda yalnızız, etrafımız dolu olsa da. Çünkü bazı şeyler sadece bizim kendimizin anlaması için yaşanıyor. Ne anlatmamı ne de başkalarına göstermemiz için. 

Bazen aya bakarsınız ve dolunay olduğunu görürsünüz. Üstündeki her renk koyuluğunu seçebilirsiniz, kraterleri görebilirsiniz. O an çok büyüleyici gelir çünkü sizin dışınızda bir alem olduğunun kanıtıdır o görüntü. Tek değilsiniz, bir grubun parçasısınız ve o kadar da önemli değilsiniz. Yanınızda kimse yoksa, ayın o güzel halini fotoğraf çekmek istersiniz. Sanki internette binlerce ay fotoğrafı yokmuş gibi kendiniz de, güzel çekmeyeceğini bildiğiniz telefonunuzu cebinizden çıkarır ve o anı kaydetmeye çalışırsınız. Çünkü aslında kaydetmek istediğiniz şey, o an yaşadığınız histir. Çoğu zaman ay yerine koca bir beyaz ışık topu gibi görünür kameranızda. Kimse siz anlatsanız bile o anki deneyiminizi tam olarak anlayamayacak ve bunu fark edip telefonu cebinize koyacaksınız. Biraz daha bakarsınız belki, sonra da ayın o gece sadece sizin için öyle göründüğünü düşünürsünüz. Kimseye göstermek için değil, paylaşmak için değil. Her şeyi paylaşamazsınız. Sadece sizin görüp o anlık bir şey hissetmeniz için Allah onu, o gece, oraya koymuş gibidir. Yaşayın, hissedin, tefekkür edin ve geçin.


Bu yüzden, bazen film izlemenin bana neden ağır geldiğini anlayabiliyorum. Kendi deneyimlerim, kapatıp sonra devam edemeyeceğim kadar hayatıma yayılmış olabiliyor. Böyle zamanlarda sadece her gecem ve gündüzümde o hissi hissetmem gerekiyor. Çünkü hisler hissedilmeyi bekler. Onları ertelediğinizi sandığınızda dahi bir yerlerde saklanıp ilk fırsatta ortaya çıkacaklardır.

Kötü günleriniz tek bir sahnede birkaç görüntü içinde akıp geçmeyecek.

İyi günleriniz de tek bir sahnede birkaç görüntü içinde akıp geçmeyecek.

Yaşayın, hissedin ve geçin.

 
 
 

Yorumlar


Post: Blog2_Post

Abonelik Formu

Abonelik İçin Teşekkürler!

azyazı 2025

bottom of page