top of page

hala eve yürüyorum

  • Yazarın fotoğrafı: azuressa
    azuressa
  • 27 Oca
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 Şub

Yolu kim bilir? Ben yolları bilmem ama geçtiklerimi biriktirmekte iyiyim bence. Bir buçuk yıl önce bir sergi açmak istemiştim, sahafları gezip kendime eski fotoğraflar topluyordum. Üstüne bir şeyler yazıp kolajlar yapmaya çalışmıştım. 

Kafamdaki gibi olmadı, ben de devam etmedim. Başladıklarım hayalini kurduğum gibi gitmeyince onları yarı yolda bırakma konusunda iyiyim ve bu beni kötü biri yapıyor gibi hissediyorum. 

O gün bir daha hiç konuşmayacağımı düşündüğüm biriyle buluştuğum için dünyanın en mutlu insanıydım. Tüm sahafları dolaşıp fotoğraf arıyordum. Kadıköy’de dükkanları olan birkaç sahaf Üsküdar’ın ortasına seyyar çadır kurmuştu. Ben de kendimi seyyar sahaflardan biri gibi hissediyordum. İçimde üst raflara kadar dolu bir sürü cümle vardı ama almak isteyen yoktu. Bir daha konuşmayacağımı düşündüğüm kişi dışında etrafım boştu ve bana uğramasını istediğim tek kişi de oydu.

Sepetler ve onların içinde dağınık kağıtlar vardı, aralarından üstünde çalışmak isteyeceğim fotoğrafları ararken portreler buldum, manzara ve araba fotoğrafları buldum, yine de istediğim fotoğraflardan birini bulmam için birkaç sepet daha karıştıracağımı henüz bilmiyordum. 

Bu sepetlerden her dükkanda yoktu. Yürürken ve konuşurken fark edemiyordum ama sadece bu sepetler için uğranmak dükkan sahiplerine garip geliyordu, sonrasında birinin bakışından çıkarmıştım bunu. Belki yanlıştır, belki sadece ben öyle hissettim.

Kabul edilmeyeceğini düşündüğün bir yere kabul edilmek gibiydi sohbetimiz. O misafirperverliğe öyle sevindim ki, başka herkes beni dışlıyor gibiydi. Başka herkes tarafından dışlanmak istiyor gibiydim.

Omzumu ağrıtan çantama bir sandalye bulduktan sonra başında dikildiğim sepetten istediklerimi bulup yaşlı bir kadına ödeme yaptım. Şimdi fotoğraflar nerede bilmiyorum ama aldığım gün onlara çekmecemde özel bir yer bile açmıştım. Aralarından birinde bir ev vardı. Siyah beyaz fotoğrafta açık renk olan her şey beyazdır ama o ev benim için gerçekten beyazdı. En azından ben öyle hayal etmiştim ve öyleydi, tıpkı önünde duran yaşlı kadının elbisesi gibi. O da beyazdı ve rüzgarda hafif dalgalanıp bacaklarına toplanmıştı. Yanındaki yaşlı adamın kolu da sırtına toplanmıştı, elbisesi gibi. Arkadaki ev onlarındı benim için. Bu fotoğrafın neden herhangi bir sahaftaki herhangi bir sepete düştüğünü sonrasında çok düşünsem de bir sebep bulamadım. Mantıklı çok az sebep vardı böyle bir durum için ve arasında seçim yapmak için yeterli bilgim yoktu. Ya biriydi ya diğeri, bunu ben bilemezdim. 

Fotoğraftaki beyaz ev, beni bazı filmlerin gerçek olduğuna ikna etmeye çalışıyordu. Ama ona pek aldırmadım, gerçek bir şeyler vardı bu fotoğrafta o da evin kendisiydi sadece. Gerisini ben bilemezdim. Bildiğimden başladım ve evi düşündüm sonra da kendi evimi.

Herkes evin bir mekan değil bir insan olduğunu söyler ya, ben de duymuştum bunları tabi. Olabilir gibi geliyordu. Fotoğrafa bununla ilgili bir şeyler yazmıştım ama o zamanlar evin bir mekan olmadığını, bir insan olduğunu bilsem de henüz hangi insan olduğunu bilmiyordum. 

Sonra güzel günlerin sonunda hep kendime rastladım, kötü günler zaten akşamına varmadan bana kalırdı ya.

Dönüp durduğum bir ev yoktu, bazen saatlerce yürürdüm gün ortasından gecesine kadar. Düşünür ve bazen sokak ortasında eve girerdim. O kadar düşününce bir kuytu bulurdum tabi oralarda. İyi veya kötü, ben de herkes gibi kendime dönebildim yalnızca. 

Bunun yerine ne olmasını isterdim, bilmiyorum. Ama bazen bunu hiç istemem. Bazen kendimden kaçmakla dolu olduğumda evim beni deli eder. Yine de çoğu zaman severim onu, bana sevdiklerimi sevmek için sebepler verir orası, istediklerimi istemek için de. İçeri almak istediğimde çağırabileceğim bir yer olur. 

Yapacak bir şey yok, hiçbir zaman yoktu. Ben başkasının evinde kalmak istemedim aslında ama sevdiğim herkes hep bende kalsın istedim, onların da bir evi vardı ve ben bunu hep unuttum. Keşke sevdiğim herkesi hep evimde ağırlayabilsem ve bu onlara yetse.

Şimdi fotoğrafları arayacağım ama nerede olduklarına dair tahminin bile yok. Belki de aklımdaki gibi kalmalarına izin verip onları kafamda bir sergi salonuna yerleştirmeliyim. 

 
 
 

Yorumlar


Post: Blog2_Post

Abonelik Formu

Abonelik İçin Teşekkürler!

azyazı 2025

bottom of page